Tanım
Mutfak kültürümüzün “sarı altını” olarak bilinen Kars sade yağ, tereyağının en saf, en yoğun ve en dayanıklı halidir. Geleneksel yöntemlerle, Kars’ın taze yayla tereyağlarının çok düşük ısıda uzun süre kaynatılması ve içindeki su ile tortularından tamamen arındırılmasıyla elde edilir. Bu işlem sonucunda ortaya çıkan %99 oranındaki saf süt yağı, hem muazzam bir kokuya hem de yüksek yanma derecesine sahip olur. Profesyonel mutfaklarda ve gurme yemeklerde tercih edilmesinin sebebi, yemeklere kattığı o derin aroma ve ısıl işlemlerde yapısının bozulmamasıdır. Hiçbir katkı maddesi veya koruyucu içermeyen Kars sade yağ, sütün en öz halini mutfağınıza taşır.
Sade yağın en büyük avantajlarından biri, laktoz ve kazein gibi süt bileşenlerinden arındırılmış olduğu için sindiriminin çok daha kolay olmasıdır. Ayrıca yüksek yanma noktası sayesinde kızartmalardan pilavlara, baklavalardan et yemeklerine kadar her alanda kusursuz bir performans sergiler. Özellikle pilavlarda kullanıldığında pirinçlerin tane tane dökülmesini ve parlamasını sağlarken, hamur işlerine o meşhur gevrekliği kazandırır. Kars’ın yüksek rakımlı meralarında beslenen hayvanların sütünden gelen o doğal sarı renk ve yoğun rayiha, sade yağı mutfağınızın vazgeçilmez şifalı bir temel gıdası haline getirir. Besin değeri oldukça yüksek olan bu yağ, vitaminlerin emilimini destekleyen yapısıyla da sağlıklı beslenme rutinlerine mükemmel uyum sağlar.
Ürünün tazeliğini ve o karakteristik yoğun aromasını koruması için saklama koşulları oldukça pratiktir. Kars sade yağ, su ve tortularından arındırıldığı için süzme tereyağına göre çok daha uzun raf ömrüne sahiptir. Doğrudan güneş ışığı görmeyen, serin ve kuru bir yerde oda sıcaklığında muhafaza edilebilir; ancak yaz aylarında dokusunu korumak için buzdolabında saklamak daha garantidir. Her kullanımda temiz ve kuru bir kaşık kullanmak, yağın bozulmasını önlemek açısından kritiktir. Anadolu’nun asırlık mutfak sırlarından biri olan bu saflaştırılmış lezzetle, en basit yemeklerinizi bile birer şahesere dönüştürebilirsiniz.





